2011’den Bugüne Suriye İç Savaşı

2011’den Bugüne Suriye İç Savaşı

YIL:2011


Arap Baharı’nın Etkisi ve İlk Kıvılcım

2010 yılının son günleri yaşanırken Tunus’ta başlayan, neredeyse tüm Arap Dünyası’nda yankı bulacak olan ve olayların başlamasından yıllar sonra “Arap Baharı” olarak adlandırılacak olaylar 2011 yılının başlarından itibaren kısık sesle de olsa Suriye’yi de etkilemişti. Ancak en ufak bir karşıt olayda Beşar Esad’ın sert müdahalesi ile karşılaşan Suriye halkı, her ne kadar iç savaş olarak adlandırılacak olsa da, sürecin terör grupları ve dış güçler tarafından sabote edileceğini bilmeden Esad rejimine karşıtlığını dile getirmeyi sürdürecekti. Mart 2011’e gelindiğinde ise Deraa’da yaşayan iki kadın doktor’un arasında geçen ve Mısır’da Hüsnü Mübarek’in devrilmesi olayına istinaden “darısı bizim başımıza” çerçevesindeki konuşmalar, Suriye muharebatının dinlemesine takılınca olayların fitili ateşlenmiş oldu.

Olayların Başlaması

Tutuklanıp işkence gören doktorlar, saçlarının kesilmesi cezasına maruz bırakıldılar. Kültürel bir aşağılanma anlamı taşıyan bu hareket sonrası doktorların akrabası olan 15 çocuk 6 Mart 2011 tarihinde, Deraa sokaklarında bulunan duvarlara halkın sesi niteliğinde olan o yazıyı yazacaklardı. “Halk rejimin devrilmesini istiyor.”

Bu hareketlerinden dolayı tutuklanarak işkence uygulanan çocukların aileleri çocuklarını almaya gittiklerinde hakaretlere maruz kalınca bardağı taşıran son damlada gerçekleşmiş oldu.

Protestolar ve Halk Gösterileri

Yaşanan bu olaylardan sonra Deraa halkı, tutuklamalara ve Esed yönetimine karşı gösteriler düzenlemeye başladı. Ancak protestolar her seferinde hükümet tarafından sert müdahalelere maruz kalıyordu. Buna rağmen gösteriler Deraa’dan diğer kentlerede sıçramaya başladı. Cuma sonrası toplanan büyük kalabalık gruplar, Suriye’nin farklı noktalarında Esed Rejimi’ne karşı hep bir ağızdan karşı olduklarını haykırıyordu.

Bu arada ülkenin farklı yerlerinden (Şam, Lazkiye, Hama, Deraa) hükümetin gösterilere müdahale etmesi sonucu ölen insanların haberleri gelmeye başlamıştı. Gösterilerin başlamasının üzerinden heniz 20 gün geçmemişti ki Suriye’de ölenlerin sayısı 60’ı geçmişti.

Esed’in Çabaları

Suriye de onlarca kişinin öldüğü olaylar sonrası konuşan Esed, olayların dışarıda tertipçilerinin bulunduğuna dikkat çekmeye çalıştı ve halkın istekleri doğrultusunda çalışmaların yapılacağı taahhüdünde bulundu. Ancak Esed yönetimi ve hükümet askerleri ülke çapında devam eden gösterilerde onlarca insanı daha katledecekti.

Suriyeliler’in Kaçışı

Ülkede yaşanan olaylar sonrası Esed Rejimi’nin saldırılarından kaçan binlerce insan Türkiye sınırına gelerek resmi veya kaçak yollardan Türkiye’ye sığındı. Böylece ilerleyen zamanlarda 5 milyon sığınmacı Suriyeli’nin barınma alanı olacak olan Türkiye, ilk göç dalgasını bu şekilde almış oluyordu.

Muhalifler Rejime Karşı

2011 yılının Temmuz ayına gelindiğinde ise Suriye’de artık iki tarafın (Muhalifler ve Rejim) olduğu bir iç savaştan söz etmek mümkün hale gelmişti. Ancak neresinden bakarsanız bakın, elinde bir devletin sahip olabileceği silah gücü bulunan bir taraf ile nicelik ve nitelik bakımından kıyaslanamayacak kadar zayıf olan muhaliflerin savaşamayacağı çok açık ve netti. Nitekim yaşanan olaylarda Rejim, sivilleri katletmeye ve protestoları kanlı şekilde bastırmaya devam ediyordu.

Rejim Askerleri İçerisinden Çıkan ÖSO 

Eylül ayına gelindiğinde ise Suriye’de ölenlerin sayısı 3 bine yaklaşmıştı. Bu sırada Rejim askerleri içerisinden firar eden bir grup asker Özgür Suriye Ordusu’nun temellerini attılar. İlerleyen yıllarda Rejim ve diğer terör gruplarına karşı silahlı mücadelenin baş aktörleri konumunda olacak olan ÖSO, böylece rejime karşı ilk profesyonel direnişin başlamasını da sağlayacaktı.

Arap Birliğinin Etkisiz Kalan Çabaları

2011 yılının sonları ve 2012 yılının başlarında Arap Birliği, Suriye’deki çatışma ortamını incelemek üzere ülkeye gözlemciler gönderdi. Ancak gözlemciler ülkedeyken bile sivil ölümlerin devam etmesi ve Rejim saldırılarının son bulmaması karşısında etkinlik gösteremeyen Arap Birliği üye ülkeleri sadece, çözüm üretilmesi için BM’ye başvurma kararı alabildi. Rusya ve İran’ın Rejim yanlısı tavır takınmasıyla BM tarafından Suriye Rejimine karşı uygulanacak kararlarında etkinliği kalmamış oluyordu.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Makaleni Gönder
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM