7. Dünya Barış Forumu’nda Yang Jiechi’nin yaptığı konuşma

7. Dünya Barış Forumu’nda Yang Jiechi’nin yaptığı konuşma

7. Dünya Barış Forumu’nda ÇKP Merkez Komitesi Siyasi Büro Üyesi Yang Jiechi’nın yaptığı konuşma

14-15 Temmuz 2018 tarihlerinde Pekin’de Tsinghua Üniversitesi’nde 7. Dünya Barış Forumu düzenlendi. “Bir Güvenlik Toplumu İnşa Etmek: Eşitlik, Hakkaniyet ve Adalet” temasıyla toplanan forumun açılış konuşmasını Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkez Komitesi Siyasi Büro Üyesi ve Dış Politika Merkez Komisyonu Ofisi Direktörü Yang Jiechi yaptı. Direktör Jiechi, konuşmasında özetle şu hususlara değindi:

– Çok kutuplu ve küreselleşmiş bir dünyada yaşıyoruz. Ülkeler arasında bağlantılılık ve birbirine bağımlılık kaçınılmaz gerçeklerdir. Böyle bir dünyada tüm ülkeler birlikte yükselir veya çökerler.

– Uluslarası mevcut durum ise daha istikrarsız, belirsiz ve öngörülemez hal almaktadır. Soğuk Savaş zihniyeti, güç politikaları, tek taraflılık ve korumacılık halen geçerlidir. Uluslararası ortamdaki bu değişim güvenlik görünümünü de yeniden şekillendirmektedir. Bu çerçevede; a) Güvenlik meseleleri birbiriyle daha bağlantılıdır. Güvenlik meseleleri artık siyasi, ekonomik, kültürel, etnik ve dini boyutlar kazanmıştır b) Güvenlik meseleleri daha bulaşıcıdır. Bundan kasıt güvenlik konularının sınır tanımamasıdır. Ülkeler için tek başına, dışarıdaki risklerden ari “mutlak güvenlik” yoktur c) Güvenlik meseleleri daha tehlikeli hal almıştır. Suriye çatışması buna örnek verilebilir 

– Çin’in önerisi şudur: Ülkelerin, kalıcı barış ve evrensel güvenliğin temini, tüm insanlığın ortak geleceği için toplum inşası için kendilerini küresel barışa ve müşterek kalkınmaya adamaları gerektiğine inanıyoruz. Müşterek, kapsamlı, işbirliğine dayalı, sürdürülebilir bir güvenlik için vizyon çağrısında bulunuyoruz. Bu çerçevede, uluslararası güvenlik meselelerine yaklaşırken şu ilkeleri öneriyoruz

a) Eşitlik ve Karşılıklı Güven: Hiç bir ülkenin uluslararası ve bölgesel güvenlik meselelerinde monopol olmaya veya diğer ülkelerin meşru çıkarlarını aşındırmaya hakkı yoktur. Çin, hegemonyayı ve güç politikalarını redder

b) Müşterek Yarar için Güvenlik: Mutlak güvenlik bir ilüzyondur. Bir ülkenin güvenliği diğerinin hilafına kurgulanamaz. Her daim kazan-kazan sonucu hedeflenmelidir. Sorunlar ortaya çıktığında güç kullanımı tehdidinde bulunmak yerine uygun çözümleri aramalıyız.

c) Eşitlik ve Adalet: Bu ilkeleri sağlamak için köhnemiş Soğuk Savaş zihniyetinin ve sıfır toplamlı bakış açısının reddedilmesi, uluslararası anlaşmazlıkların barışçıl yöntemlerle çözülmesi ve güvenlik sınamalarına müşterek tepki verilmesi gerekmektedir. Uluslararası yükümlülüklerimizi yerine getirmeliyiz. BM etrafında şekillenen uluslararası sistemi korumalı, uluslararası düzeni daha adil ve eşitlikçi yapmalıyız.

d) Reform ve İnovasyon: Küresel güvenlik yönetişiminin mevcut mimarisinin iyileşmeye ihtiyacı vardır. Değişime ayak uydurmalı ve çizgi dışı düşünerek yeni yaklaşımlar geliştirilmelidir. 

e) Sürdürülebilir Kalkınma: Kalıcı güvenlik için, kalkınma ve refah sağlanmalıdır. Dünyadaki bir dizi mesele kalkınma eksikliğinden kaynaklanmaktadır. 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi’ni uygulamalı, yaşam koşullarını geliştirmeli, gelir adaletsizliğini gidermeli ve müşterek refahı teşvik etmeliyiz. 

– Çin uluslararası ve bölgesel meselelere siyasi çözüm bulunabilmesini teminen aktif rol oynamıştır. Bu çerçevede, Kore nükleer meselesi, İran nükleer meselesi, Suriye, Afganistan ve Ortadoğu’da yapıcı bir rol oynamıştır.

– Kore meselesinde, Çin, bölgenin nükleer silahlardan arındırılması hedefine bağlıdır. Meselenin diyalog ve iştişare yoluyla müzakere edilmiş çözümünü desteklemektedir.

– İran meselesinde, Çin, tüm tarafların siyasi ve diplomatik çözüme bağlı olması gerektiğini, anlaşmazlıklarını uygun şekilde gidermelerini, Kapsamlı Ortaklık Eylem Planı’nın (KOEP) uygulanmasını ve biran evvel KOEP’in tam olarak uygulanmasına dair doğru eksene dönülmesini savunmaktadır.

– Suriye’de, Çin, ülkenin bağımsızlığının ve toprak bütünlüğünün korunması ve buna saygı gösterilmesi gerektiği kanaatindedir. Suriye’nin geleceğine Suriye halkı karar vermelidir. Siyasi çözüm meseleye tek gerçekçi yaklaşımdır.

– Afganistan’da, Çin, barış ve yeniden imar çabalarını desteklemekte, Afganların liderliğinde ve sahipliğinde kapsayıcı bir siyasi uzlaşı sürecini desteklemektedir.

– Ortadoğu’da, Çin, ülkelerin bağımsızlığının ve toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini, BM’nin rolünün ana kanal olarak korunması lazım geldiğini, bölge ülkelerinin meşru taleplerine saygı gösterilmesini savunmaktadır.

– Çin BM barışı koruma ve diğer büyük operasyonlarını desteklemiş ve aktif katılım sağlamıştır. Çin, BMGK üyeleri arasında, 24 BM barışı koruma misyonunda 37 bin barış gücü askeriyle birinci durumdadır.

– Çin küresel ekonomik büyümenin motoru ve çıpasıdır. 2002 yılından  bu yana küresel ekonomik büyümenin %30’unun karşılığıdır. Çin, geçen yıl küresel ithalatın %10,2’sini, küresel ihracatın %12,8’ini yapmıştır. 120’yi aşkın ülkenin en büyük ticaret ortağıdır. 700 milyonu aşkın kişiyi BM standartlarında yoksulluk seviyesinden bir üst seviyeye taşımıştır. Bu durum küresel yoksulluğun giderilmesi çalışmalarının %70’idir.

– Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi tüm dünyaya kazan-kazan işbirliği temelinde önemli fırsatlar sunmaktadır. Devlet Başkanı Xi tarafından 2013 yılında önerilmesinin akabinde Kuşak ve Yol Girişimi’ne 100’ün üzerinde ülke katılmıştır. 5 yılın sonunda Çin ile Kuşak ve Yol’a katılan ülkeler arasındaki ticaret hacmi 5 trilyon Dolara ulaşmış, Çin’in bu ülkelerdeki yatırımları 70 milyar Doları aşmıştır.

– Çin, başta az kalkınmış ülkeler olmak üzere kalkınan ülkelere ciddi yardım sağlamaktadır. Bu uğurda Çin Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı teşkil edilmiştir (Çin’in TİKA benzeri yapılanması).

– Çin yeni bir uluslararası ilişkiler modeli inşa etmeye  tüm insanlığın ortak geleceği için toplum inşasına kararlıdır. Çin, dünya barışınının ve barışçıl kalkınmanın sağlanması hedefine bağlıdır. Barışçıl kalkınma Çin’in stratejik bir seçimidir.

– Çin bağımsız bir dış politika takip etmeyi sürdürecektir. Ne kadar gelişmiş olursa olsun, Çin hiçbir zaman hegemonya peşinde olmayacak veya etki alanını genişletmeye çalışmayacaktır.

– Barışçıl kalkınmayı izlemesi Çin’in meşru hak ve çıkarlarından vazgeçtiği anlamına gelmemektedir. Çin, bağımsızlığını, güvenliğini, kalkınma çıkarlarını korumayı sürdürecek, hayati çıkarlarını geçilmeyecek bir kırmızı çizgi olarak koruyacaktır. Çin kimseye sorun çıkarmayacaktır. Ancak, Çin kendisine yönelen sorunla yüzleşmekten de geri durmayacaktır. Hiçbir ülke Çin’in çıkarlarını gözardı edebileceği ilüzyonu içinde olmamalıdır.

– Çin her daim tek taraflılığa, ticaret ve yatırımlarda korumacılığa karşı çıkmıştır.

– Ticaret savaşının kazanını olmayacaktır, kaybet-kaybet neticesi verecektir. Çin bir ticaret savaşı istememektedir. Ancak bir ticaret savaşından da korkmamaktadır. Meşru hakları ve çıkarları adaletsiz muameleye tabi tutulursa, Çin karşı önlemleri alacaktır.

– Çin kapılarını hiç bir zaman kapatmayacaktır. Aksine daha da açacaktır. Önümüzdeki 15 yılda, Çin pazarı gelişecek ve genişleyecek, yaklaşık 24 trilyon Dolarlık ithalat yapılacaktır.

– Çin, küresel yönetişim sisteminin eşitlik ve adalete bağlı olarak reformu için aktif rol oynamayı sürdürecektir. Küresel yönetişim reformu mevcut sistemi tamamen değiştirmek ve yeniden başlatmak değildir. Aksine, sistemi iyileştirmektir. Bu sayede, sistem değişen gerçekleri yansıtacak, kalkınmakta olan ülkelerin katılım ve sözünü arttıracak, uluslararası ilişkilere daha geniş demokrasi getirilmesini sağlayacaktır. Çin, BM Şartı’ndaki hedeflerle ve ilkelerle tanımlanan uluslararası ilişkilerin yönetimine dair temel kuralların güçlü savunucusudur.

– Çin, başat ülke ilişkileri çerçevesinde istikrar ve dengeli kalkınma için çalışmayı sürdürecektir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Makaleni Gönder
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM