Deliler Ocağı Nedir?

Deliler Ocağı Nedir?

15. yüzyılın sonlarından itibaren Rumeli sınırlarında var olan Osmanlı beylerini, Sultan II. Bayezid devrinde yaşanan şehzade kavgaları, Anadolu’da pek çok yerde yaşanan ayaklanmalar, Sultan I. Selim’in doğuda İran, Mısır, Suriye’de seferlerle meşgul oluşu gibi nedenler çıkabilecek ani durumlara karşı çare arayışına sürüklemişti. İşte deliler ocağı bu arayışların sonucu Balkanlar ve Rumeli çevresinde beylerin kontrolü altında ortaya çıktı.

Neden ortaya çıktıkları? Nasıl ortaya çıktıkları? gibi birçok soru anlaşılabilir ve makul cevaplara sahip olsa da asıl anlamlandırmakta güçlük çekilen konu isimlerinin neden deli olarak anıldığıdır. Bu konuyla alakalı malumatlar maalesef ki yabancı kaynaklardan bizlere nakledilmektedir. Bunlardan ilki; Fransız mühendis ve asker Alain Manesson Mallet‘in, bu askerlere neden bu adın takıldığına dair söyledikleridir: “Bunlar öylesine cesurdurlar ki bir tarafın hizmetine girdikten sonra, onları vazgeçirebilecek hiçbir ceza korkusu yoktur. Bu nedenlerden dolayı Türkler onlara deli adını vermişlerdir ve bu ad, dillerinde ‘gözüpek’ anlamına gelir.”

Diğer bir malumatta ise 1672’de, Fransız elçisi maiyetinde İstanbul’a gelen Antoine Galland (yayımlanan günlüklerinde); “Deli sözü Türk dilinde mecnun manasına gelir, fakat bu adamların mecnun oldukları ve akıllarını kaybettikleri manası çıkarılmamalıdır. Bu, kendilerini tehlikeye atmak hususunda gösterdikleri azim ve inattan, nefislerini tehlikeye hakikaten deli imişçesine bir pervasızlıkla atışlarından dolayıdır.” diyerek deli isminin bu askerlere neden takıldığını açıklamıştır.

Gösterişli bir fizik ve savaş becerisini kanıtlamak en temel şartlarıydı.

Elbette bu askeri birlik içerisinde yer almak okadar basit değildi. En basit şekliyle 2 temel şarta bağlı olarak bu birliğe dahil olmanın mümkün olduğunu söylemek gerekir. Gösterişli bir fizik yapısı ve savaş becerisini kanıtlamak (8-10 düşman süvarisi öldürmek) olarak açıklayabildiğimiz bu şartları yerine getiren kişiler yemin ederler ve başlıklarını giyerek ocağa dahil edilirlerdi.

Özel paralı birlikler olduklarından bağlı oldukları beylerden ‘aylık’ alırlardı.

Sefere çıkmadıkları zamanlarda Deliler Ocağı‘na bağlı askerler bağlı oldukları sancak beyine yada beylerbeyine eşlik ederler, onların önlerinden giderek yol açarlar, suikast girişimlerine karşı onları korurlardı. Sefer zamanlarında ise yine bağlı oldukları beyleri koruma görevlerinin yanında savaşlarda, en önde yer almaları ve düşmana karşı ani saldırıları ile onları şaşırtmaları neticesinde düzenlerini sarsmaları gibi kritik öneme sahip birlikler olarak yer alırlardı.

Askeri düzenden haydutluğa geçince kaldırıldılar.

Giydikleri heybetli ve süslü kıyafetleri, korkutucu görünümleri ve hareketleri, beceri ve azimleri ile düşmana korku salan ve diğer dünya aktörleri tarafından da taklit edilmeye çalışılan bu paralı askeri birlik,Osmanlı içerisinde bozulmaya yüz tutan askeri düzenden nasibini almış ve katıldığı savaşlarda başarısız sonuçlar elde etmeye başlamıştı. Bunun yanı sıra barış zamanlarında da yerel halka haydutluk etmeye başlayan bu birlik başta düzeltilmeye çalışılsa da başarılı sonuçlar elde edilemeyince 1829 yılında tamamen ortadan kaldırılmıştır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Makaleni Gönder
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM