Tabiatın kendinin belirlediği kanunlar ve düzen vardır. Eğer bu düzen bir şekilde bozulursa bunun muhakkak sonuçları olur. Tabiat, kar-zarar tablosunu bizim gibi kurmaz ve insanı öncü tür olarak kabul etmez. Gücünü insanlık aleyhine kullanması icap ederse hiç çekinmeden kullanır. Akdeniz’deki İstilacı Türler meselesi, dengenin bozulmasının bir sonucudur.

Akdeniz özeline inmeden önce şunun altını çizmek istiyoruz. Doğanın dengelerini taşıma usulüyle sağlamamız mümkün değildir. Herhangi bir yerde kesilen ağacın yerine başka bir yerde ağaç dikmeniz yapılan tahribatı ortadan kaldırmaz. Hatta bir ağacın bir yerden başka bir yere taşınmasının bile ekosistem ve habitat açısından hiçbir anlamı yoktur. Bu konuya da vurgumuzu yaptıktan sonra Akdeniz’deki istilacı türler nedir, nereden gelmişlerdir gibi sorulara cevap vermeye çalışacağız.

Akdeniz Ekosistemi Neden Bozuldu?

İnsana yapılan tıbbi stres teşhisi ne ise Dünya için yapılan “küresel ısınma” teşhisi de odur. Yani bir yere varmayan, her şeyin günah keçisi yapılmış ve ortaya konulduğunda insan zihinlerinin nedenini sorgulayamadığı bir durum. Ancak bu konuşulmayan mesele, küresel ısınma şu an doğrudan okyanusları ve denizleri vurmaktadır. Resifler ve mercanlar dünya genelinde çok ciddi bir tehdit altında. Resif ve mercan olarak adlandırılan yapıların kaybolması demek denizlerin ormandan yoksun kalması demektir diyebiliriz. Bu durumda sadece orman olmadan yaşayabilen deniz canlıları hayatta kalabilecektir.

Akdeniz ekosistemi tahribatı ise küresel ısınma bugünkü anlamıyla konuşulmayan dönemlerde başlamıştır. Akdeniz habitatını, savunmasız bırakan hamle Süveyş Kanalı‘nın açılmasıdır. Doğanın kendi dengelerinde Kızıldeniz ve Akdeniz arasında bağlantı olmadığı için iki ekosistem arasında önemli uyuşmazlıklar vardır. Akdeniz’deki istilacı türlerin tamamı Hint Okyanusu veya Hint-Pasifik Okyanusu kökenledir. Bu istilacı türlerin hepsi Süveyş Kanalı sayesinde Akdeniz’e giriş yapmıştır.

Akdeniz’deki İstilacı Türler

Akdeniz’de şu ana kadar tespit edilmiş 1.000 civarı yabancı ve istilacı tür mevcuttur. Bu sayı Avrupa denizlerinin toplamından ciddi miktarda daha fazladır. Bu yabancı türler baskın türler oldukları için Akdeniz’deki tür çeşitliliğini kendilerine karşı savunmasız türleri ortadan kaldırarak zarara uğratmışlardır. Bu yabancı türler arasında 10 tür insan sağlığını tehlikeye atabilen türler olarak tespit edilmiştir. Bu 10 türden 7’si balık, diğerleri deniz kestanesi ve deniz anası türlerindendir.

Balon Balıkları

Şu anda Akdeniz’de varlığını sürdüren en tehlikeli istilacı türlerden biridir. Biri yerli olmak üzere 6 türü mevcuttur. Zehirli türü insanlar tarafından tüketildiği takdirde sonuçları oldukça olumsuzdur. Balon balıkları kuvvetle muhtemel sindirim sistemlerinde barındırdıkları bakteriler sayesinde deri, karaciğer gibi yerlerinde oldukça kuvvetli zehir barındırırlar. Zehirli balon balığı tüketildiği takdirde sonuç ölüm bile olabilir.

Aslan Balığı

Aslan balığı, Akdeniz canlı çeşitliliğini ciddi biçimde tahrip eden istilacılar listesinde başlarda yer alır. Çok rekabetçi bir türdür. Kısa süre içinde yerli faunaya girmiş ama çok çabuk bir şekilde Doğu Akdeniz’e yayılmıştır. Bir aslan balığının üstünde toplam 18 adet zehirli diken vardır. İnsanı sokması durumunda sokma yerinde şiddetli ağrı ve şişliğe sebep olur. Yetişkinler için aslan balığı zehrinin öldürücü yönü yoktur.

Sokar balıklarının tam 24 farklı yerinde zehirli dikenler mevcuttur. Güneydoğu Akdeniz bölgesinde sürüler halinde yaşarlar. İşinin ehli insanlar tarafından avlanır ve temizlenirse çok lezzetli eti mevcuttur. Doğu Akdeniz’de sokar balıkları yüksek fiyatlardan alıcı bulmaktadır.

Çizgili Yılan – Kedi Balığı

Türkiye’de de gözlemlenmiş kedi balığı Süveyş Kanalı yoluyla gelmiştir. Dünya’daki en zehirli türlerden biridir. Zehri nadiren de olsa ölümcül sonuçlar doğurabilir. Zehirlenme yaşandığı takdirde zonklayıcı ağrı, morarma, uyuşukluk ve şişliğe neden olabilir. Tüm bu barındırdığı zehre rağmen dikkatli olunduğu takdirde eti yenilebilir.

Alakalı Yazı

0 Yorumlar

Bir Cevap Yazın