Türkiye’de adı ilk defa Necmettin Erbakan ile yapılan bir röportajda adı geçmiş olan gizemli topluluğun, gerek ülkemizde, gerekse de bütün coğrafyalarda yaşanmakta olan toplumsal kaosun ve sürdürülmesi istenen sistemin başrolü olan, karanlık bir örgütlenme olduğu düşünülmektedir.

Birçok komplo teorisi, film ya da kitapta gördüğümüz hiyerarşi piramidinde, adını İllüminati olarak bildiğimiz yapılanmanın da üstünde yer almakta olan gizemli komitenin 1600’lü yıllardan beri egemen zihniyet üzerinde geniş tesirleri olduğu düşünülmektedir. Yönetici unsurları arasında İngiliz Kraliyet Ailesi‘nin de bulunduğu düşünülen, kabaca 300 mensup tarafından yönetilen komite, Yeni Dünya Düzeni Projesi kapsamında, tek bir dünya devleti kurmayı amaçlamaktadır ve bu doğrultuda, hemen her coğrafyada yürüttüğü komplo hiyerarşisi ile amaçlarına yaklaşmayı hedeflemektedir.

Gizli oluşumun, hemen her devlette, devletin içinde bulunduğu sosyal-ekonomik ve kültürel yapısı doğrultusunda, paralel bir devlet örgütlenmesine sahip olduğu düşünülmektedir. Bu kapsamda, dindarlık kisvesine bürünerek “dinler arası diyalog” çağrılarında bulunmak, “New Age” kültünü toplumun gelecek kuşaklarını oluşturacak olan gençlere aşılamak ve tüm dinleri, isimlendirilmemiş ya da ismine oluşumca karar verilmiş bir “ana din” altında birleştirmek; boyunduruğu altında yer almayan ülke ve yapıların kalkınma hamlelerini sabote ederek sanayiilerini güçlendirmelerini engellemek; tarımsal üretimi zayıflatmak ve ancak kendi ziraat ve ecza yapılanmaları doğrultusunda güçlenebilmesine mahkum bırakmak; salgın hastalıklar, kanserler, savaşlar ve türlü sosyal, ekonomik tehdit ile toplumları dizginlemek, geleneksel ve dijital medya yoluyla toplumu tahrif ve tahrip edecek arz düzenini oluşturmak; eşcinselliğin ve normdışı cinsel tavırların yaygınlaşmasını sağlamak; toplumların alkol, uyuşturucu ve antidepresan kullanımını artırarak tüm sektörü kendi tekelinde bulundurmak; milliyetçi tutuma sahip devletlerde, iç unsurları birbirlerine öteki kılarak, üniter yapıların bölünmesine sebep verip bu doğrultuda yönetilebilir daha küçük parçalar ortaya çıkarmak; eğitime ayrılan zamanı ve maddiyat yükseltmek ancak eğitimin kalitesini aşağı çekerek toplumların sığlaşmasını sağlamak; toplumun birbirine kenetlenmesine sebep olan bağları aşamalı bir şekilde tahrip etmek; bu kapsamda cemaat bağlarını, mahalle kültürünü, geniş aile kavramını, aile kavramını, yatay mimariyi yok etmek. “Eşitlik, özgürlük, kadın hakları, eşcinsel hakları” gibi sloganik tavırlarla, toplumları fraksiyonlara ayırmak…

“Bu elit grup kendisini “Olimpos Kurulu” (Olympians) olarak da nitelendirmektedir; çünkü kendilerini Olimpos Tanrıları kadar güçlü saymaktadırlar. Şeytana tapanlar misali bu elitler kendilerini tanrı’nın üstünde görerek aşağıdaki amaçları gerçekleştirmeyi kendilerine verilmiş kutsal bir hakka dayandırmaktadırlar:

1. Tüm dinlerin ve para politikalarının tek elden yönetildiği yeni dünya düzeni – Tek Dünya Devleti’ni kurmak. Pek çok kimse bilmese de yeni dünya düzeni temsilcileri tüm kiliseleri bir araya toplayacak tek kilise çalışmalarına 1920’lerden beri devam etmektedirler. İnsanların doğuştan sahip oldukları din ve inanç ihtiyaçlarının muhakkak tatmin edilmesinin gerekli olduğunu bilen komite bunu tek elden kontrol etmeyi amaçlamaktadır.

2. Tüm ulusal-milliyetçi düşünceyi, millî gururu, millî aidiyet duygularını ortadan kaldırmak. Tek dünya devleti içinde tüm insanları kalabalıklar haline getirmek.

3. Tüm dinleri ortadan kaldırarak, insanları; tek dünya devleti dini gibi uyduruk bir inanç sistemi altında toplamak.

4. Tüm insanları akıl okuma teknikleri sayesinde kontrol altına almak. Zbigniew Brzezinski’nin “Technotronics” diye isimlendirdiği kavram genetik olarak klonlanmış insan-robotlarla terör devleti kurmayı hedeflemektedir ki kıyaslandığında bu devletin uygulamaları Feliks Edmundoviç Dzerjinskiy’nin “Kızıl Terör” faaliyetlerini solda sıfır haline getirecektir.

5. “Post Endüstriyel Sıfır Büyüme” prensibi içinde bilgisayar ve hizmet sektörleri hariç tüm endüstriyel gelişimi sonlandırmak ve nükleer elektrik üretimini ortadan kaldırmak. Amerikan Endüstrisi’nin Meksika veya Uzak Doğu ülkeleri gibi köle işçiliğin geçerli olduğu bölgelere taşınmasını sağlamak. Endüstrinin ölüm sürecinde işsiz kalan amerikalılar ya uyuşturucu bağımlısı haline gelecekler veya “Küresel Rapor 2000” isimli belgedeki “imha edilmesi gereken nüfus fazlalığını” oluşturacaklardır.

6. Yayılmalarını ve toplumsal kabullerini artırmak için uyuşturucu maddeleri yasal hale getirmek, pornografiyi sanat kapsamına almak. Zaten 2004 yılından itibaren pornografi normal sinemalarda gösterilir hale gelmiştir.

Ekim 2005’te hollanda’da pornografi “Canlı Seks ve Uyuşturucu Kullanımı” programıyla BNN isimli gençlik kanalında yayımlanmaya başlamıştır. Bu programın yayımlanması sonrasında pek çok panel düzenlenerek değişik bakış açıları ortaya konmuştur. Televizyon programında 26 yaşındaki bir Hollandalı genç, önce bir kulübe giderek hap halinde eroin içer, daha sonra eve giderek annesinin yanında lsd kullanır. bunlardan sonra genç, hangisinin daha fazla zevk aldığını tespit amaçlı olarak bir genç kadın ile oral seks yapar. Burada Tavistock enstitüsü tarafından geliştirilen “İç Yönlü Şartlandırma Yoluyla Uzun Menzilli Nüfuz Etme” (Long Range Penetration Through Inner Directional Conditioning) projesinin aslında Oswald Spengler’in 1946 tarihli “Batının Çöküşü” isimli unutulmaz eserine dayandığını unutmamalıyız.

7. Pol Pot rejimince Kamboçya’da uygulanan soykırım yöntemleriyle büyük şehirlerde nüfus artışını durdurmak. Enteresan bir şekilde Pol Pot rejiminin soykırım planlarının temelleri, dışişleri bakanlığı’nda yüksek bir pozisyonda olan Roma kulübü üyesi Thomas O. Enders tarafından atılmıştır. Komite’nin, Kamboçya’daki Pol Pot kasaplarının yargı sürecinde, soykırım suçlarından yargılanmalarını önleme çabaları da enteresandır.

8. Komite’ye yararı olacaklar dışında tüm bilimsel araştırmaların durdurulması. Özellikle de nükleer enerjinin barışçıl amaçlar doğrultusunda kullanılmasını engellemek. Bu çalışmalara ısrarla devam eden İran, Arjantin, Pakistan ve Güney Afrika gibi devletlerin ağır şekilde cezalandırılmaları. Komite ve yandaş medyası özellikle füzyon çalışmalarından nefret etmektedir. Çünkü füzyon meşalesi teknolojisinin geliştirilmesi Komite’nin “yetersiz doğal kaynaklar” argümanına son verecek kapasitededir.

Doğru kullanıldığında füzyon meşalesi teknolojisi, en sıradan maddelerden sınırsız doğal kaynak yaratabilecek güce sahiptir. Bu teknolojinin insanlık hayrına kullanılabileceği alanlar pek çok olmakla beraber pek az kişi tarafından bilinirler. Pek çok bilim adamı füzyon meşalesi teknolojisinin yeni petrol kaynakları yaratmakta kullanılabileceğini iddia etmektedir.

9. Gelişmiş ülkelerde çıkarılacak sınırlı çerçevedeki savaşlarla nüfusu azaltmak, üçüncü dünya ülkelerinde ise açlık ve salgınlarla gereksiz nüfustan kurtulmak. sonuçta 2050 yılına kadar, Bertrand Russell’ın deyimiyle, 3 milyar “gereksiz kaşık düşmanından” kurtulmak. Komite böyle bir soykırımı en iyi şekilde planlaması için Cyrus Vance’i görevlendirmiştir. Vance’in hazırladığı rapor “Küresel Rapor 2000” ismi altında uygulanmaya konmak üzere Amerika Birleşik Devletleri adına başkan Jimmy Carter ve Dışişleri Bakanı Edmund Muskie tarafından teslim alınmıştır. İlgili rapora göre Amerika Birleşik Devletleri nüfusu 2050 yılına kadar 100 milyon kişi azaltılmalıdır.

10. Halkın ahlâki değerlerinin yozlaştırılması. bu iş için “ünlü yıldızlar” kullanılacaktır.  Aile ve evlilik kavramları çökertilecektir. Aile içinde dejenere edilmiş cinsellik, uyuşturucu kullanımı ve uygunsuz konuşma tarzı teşvik edilecektir.

Tavistock’taki sosyal bilimler uzmanlarınca yaratılan bazı “yıldızlar”; Madonna, Kate Moss ve Britney Spears’dirler. Bugün sinema, televizyon, moda, iş dünyası, talk şovlar gibi alanlarda boy gösteren Oprah, Dr. Phil, Bob Barker, Rosie O’donnell ve Ellen Degeneres gibi ünlüler kendilerinin aslında Edward Bernays (Sigmund Freud’un yeğeni), Dr. Byron Weeks, Henry Victor Dicks, Dr. Madalyn Murray O’hair ve Tavistock’taki diğer bilim adamlarının ürünleri olduklarını öğrendiklerinde üzüleceklerdir.

11. Rapor; Roma Kulübü’nün post endüstriyel sıfır büyüme prensibiyle işsizlik arttıkça, işsiz ve ümitsiz işçi gruplarının alkol ve uyuşturucu batağına saplanmasını öngörmektedir. rapora göre gençlerin rock müzik, uyuşturucu ve pornografi ile sisteme karşı isyanları teşvik edilmeli ve sonunda aile kurumu yıkılmalıdır. Bu konuda Komite, Tavistock enstitüsü’nü bir plan hazırlamakla görevlendirmiştir. Tavistock bu görev için Stanford Araştırma Grubunu Prof. Willis Harman başkanlığında harekete geçirmiştir. Bu çalışma daha sonra “kova burcu komplosu”* olarak tanınacaktır.

12. Dünyadaki insanların kendilerini kendi başlarına yönetmemeleri için krizler çıkarılacak ve bu krizler komite tarafından yönetileceklerdir. Bu durum halkları şaşırtacak ve demoralize ettiği gibi halk kendisine sunulan seçenekler karşısında tam bir duyarsız topluluk haline düşecektir. Nitekim ilk kitap 1991 yılında basıldıktan sonra Amerikalılar en hayati olaylara bile tepki veremeyecek şekilde bir akıl tutulmasına girmiştir. Amerika’da kriz yönetimi için oluşturulan grubun ismi Federal Emergency Management Agency (FEMA) olup bu kuruma daha sonra tekrar değineceğiz.

13. Yeni kültler yaratmak ve halen olanları desteklemek. Mick Jagger’ın Avrupa Kara Asalet ailesince desteklenen ve sevilen grubu “The Rolling Stones” veya Tavistock tarafından ortaya çıkarılan “The Beatles” gibi rock müzik dünyasının gangsterlerini desteklemek. Kabala kültü gibi sapkın akımların ritüel ve dini uygulamalarını “yıldızlar” kanalıyla geniş kitlelere duyurmak. 2005 yılı itibarıyla kabala kültü Shirley Maclaine, Madonna ve Demi Moore gibi “yıldızlar” sayesinde tüm amerika’yı sarmış vaziyettedir. Tüm Amerika’da yayılan bu kült, Hollywood California’da en büyük katılımcı grubuna ulaşmıştır.

14. Hıristiyan köktendinciliğini, İngiliz Doğu Hindistan Şirketi’nin hizmetkârı John Nelson Darby’nin yaptığı şekilde yaymak. Darby gibi fakir bir vaizin, Amerika’nın her köşesini hangi parayla gezerek vaazlar verdiği hep gizli kalmıştır. Darby’nin “Avrupa’daki Bağlantıları” da muammadır. Bu bağlantılar içinde John Henry, Francis Newman, Frere Brothers, Joseph Wolff, Lady Powerscourt, Carlyle (Thomas Carlyle?) ve ünlü banker Henry Drummond gibi isimler vardır. Bu kişiler Brethen Kilisesini oluşturan, Avrupa’nın zenginleriyle sıkı temas halindeki İngiliz elit kesimine aittirler.

Otto J Scott “The Secret Six” adlı kitabında, Amerika’daki köleliliğin ortadan kaldırılması çabalarının, altı dinsiz zengin adam tarafından çıkarılan Amerikan İç Savaşı gibi, iki ırk arasında onarılmaz yaralar açan kanlı mücadeleye dönüştürüldüğünü yazmaktadır. Bu altı kişiden birisinin 300’ler Komitesi’nden olduğu bilinmektedir. Scott, bu altı karanlık adamın Boston’da yaşadıklarını ve 1850’lerde Kansas’ı kendi sapkın fikirlerine test alanı olarak seçtiklerini söylemektedir.

Hıristiyan köktendincilik akımı İsrail’i İncil ile bağlantılayarak ve yahudilerin “tanrı tarafından seçilmiş halk” olduklarına vurgu yaparak İsrail Devleti’ni güçlendirmeyi amaçlar. Bu grubun İsrail’e verdiği inanılmaz finans desteğinin arkasında İncil’in kurallarını yerine getirerek hıristiyanlığa iyilik yaptıkları inançları yatmaktadır. Halbuki günümüzdeki İsrail, dini kurallar değil Siyonist temeller üzerine inşa edilmiş bir devlettir.

15. İhvan (Müslüman Kardeşler Örgütü), Sihler ve diğer köktendinci akımların dünyada yaygınlaşmasını sağlamak ve Jim Jones’un akıl kontrol deneylerini bu gruplar üstünde uygulamak.

Burada Ayetullah Humeyni’nin, İngiliz Askeri İstihbarat servisi 6. bölümünün yani yaygın adıyla Mi6’in bir ürünü olduğunu da 1985 yılında yazdığım “What Really Happened in Iran?” isimli kitabımda belirttiğim gibi vurgulamak gerekir. Mi6’in detaylı planı Amerika tarafından adım adım uygulanarak humeyni iktidara getirilmiştir.

16. Dünyada “dini özgürleşme” akımlarını teşvik ederek var olan tüm dini kurumları yok etmek.

Bu iş ilk defa “Cizvit Özgürleşme Teolojisi” ismiyle Nikaragua’da Somoza Rejimini yıkmak ve El Salvador’u 25 yıl sürecek iç savaşa sürüklemek şeklinde uygulanmıştır. Kosta Rika ve honduras’ta da Devrimci Cizvit Hareketleri vardır. 1991 yılında Nikaragua çökmüş, Peru gerilla savaşı ile boğuşur hale gelmiş, Şili’deki istikrarlı rejim devrilmiş, Arjantin ve Venezüela ekonomik olarak çökertilmişlerdir. Yugoslavya ve Irak’ın durumları zaten ortadadır.

17. Dünya ekonomisin çöküşünü hızlandırmak ve politik kaos yaratmak.

18. Amerika Birleşik Devletleri’nin iç ve dış siyasetini ele geçirmek.

19. Ulusal kurumları yok ederek devletleri Birleşmiş Milletler, Imf ve benzeri yeni kurulacak devletler üstü kurumların yönetimi altına sokmak.

20. Demokrasiyi yaygınlaştırmak yalanıyla tüm ulusal devletlerin hükümetlerine sızmak ve bu hükümetlerce temsil edilen ulusal bağımsızlığı ortadan kaldırmak.

21. Dünya üzerindeki terör faaliyetlerini düzenler hale gelerek bağımsız ulusal hükümetleri bu terör gruplarıyla görüşmelere zorlamak ve terör gruplarının isteklerini kabul ettirmek. Bunu sağlamak için “demokrasi getirme misyonu” adı altında bu ülkelerde Amerikan üsleri kurmak.

22. Amerikan eğitim sistemini ele geçirmek, müfredat ve öğretim yöntemleri değişiklikleriyle eğitim sistemini yok etmek. 1993 yılında artık bu çabalar açık hale gelmiştir ve ilk, ortaokulların “sonuç odaklı eğitime” geçişleri sonrası iyice korkunç hale gelecektir. Bu sistemde yetişen biri amerika’nın 250 yıllık bir devlet olduğunu hiçbir detay bilmeden öğrenecektir. Bu kişinin Amerikan Anayasası hakkında da fikri minimum düzeyde olacaktır. Bu kişi tarihte birbirleriyle ilişkileri yok gibi görünen olayların aslında birbirleriyle çok ilintili olduklarını ve gizli güçlerce planlanarak ortaya çıkarıldıklarını bilmeyecektir. Halbuki Fransız İhtilali iki mason locası tarafından tezgâhlanmış, Napolyon Savaşları Rothschild’lerce yaratılmış, Bolşevik Devrimi, Komünizm ve Birinci Dünya Savaşı belli güç odaklarınca planlanmışlardır.

Bu önemli detaylar, bu kişinin okulda göreceği eğitimde yer almayacak, olaylar birbirlerinden kopuk ve ilintisiz olarak öğretileceklerdir. Tabii bu kişi dünyadaki önemli olayları öğrenecek ama örneğin Amerika’nın aniden ve âdeta şansa ortaya çıktığı kanısına kapılacaktır. Tarihteki korkunç olayların mükemmel şekilde planlanarak önceden belirlenen hedefler doğrultusunda uygulandıklarını bilmeyecektir. Bu kişi eğer bir gün “büyük komployu” öğrenirse, bu gerçek; “uçuk düşünce tarzına” ait kişilerin uyduruk hikâyesi olarak yalanlanacaktır.

Kontrol altındaki eğitim böyle araştırmalara izin vermez, Onlar tabudur. sözleşme hukukundan bihaber olan sıradan vatandaş, özellikle uluslararası sözleşmeleri hiç anlamaz ve bu sözleşmelerin doğal şartlar altında yapıldığını sanır. Bu kişi eğer bir gün British Museum gibi devasa bir arşive girip iki yıl Amerika ve İngiltere’nin en ünlü gazete ve dergileri üzerinde araştırma yaparsa, 1890-1900’lerin The New York Times, The London Times, The Telegraph, Punch ve The New Yorker dergi ve gazetelerine bakarken 2006 yılının The New York Times, The Washington Post ve The London Times’larını görecektir.

Daha da şaşırtıcısı eski baskılarda okunan klişelerin içerik ve tasarım açılarından komünizm, yeni dünya düzeni ve tek dünya devleti söylemleriyle tıpatıp aynı olduğu görülür.

Kullanılan dil ve sözleri söyleyen kişiler tabii yıllar içinde değişmiştir ancak propagandanın tonu ve içeriği aynıdır. Bunları okuyan kişi elinde tuttuğu 1910’lardan kalma gazete haberlerini, gözlerini kapatsa 2006’daki haberler gibi görebilir. Bu sürecin sonunda bu kişi dünya olaylarındaki amaç ve niyetin önce sosyalizm sonra komünizm ve en son Yeni Dünya Düzeni’ni kurmak olduğu sonucuna varacaktır. olaylar Arasında böyle kusursuz ve kuşkusuz bir tutarlılığın olması için, dünyadaki ve Dmerika’daki tarihsel olayları kontrol edenlerin yüksek mevkilerde bulunan kişiler ve onların bağlı bulundukları bazı kurumların işin içinde olması kaçınılmazdır. İngiliz koloni tarihi incelendiğinde rastlanacak olan İngiliz Doğu Hindistan şirketi, büyük tarihi olayları yönetecek elit grubu içinde barındırmaktadır.

23. Amerikan eyalet ve federal anayasalarını ortadan kaldırmak için sosyalizmi amerika’ya yerleştirmek. İngiliz Doğu Hindistan Şirketi’nin başardığı en önemli şeylerden biri sosyalizmin siyasi bir akım olarak tesisidir. Fabian Cemiyeti bu şirketin ürünüdür. Londra Fabian Cemiyeti ve liderleri Beatrice Webb, Sidney Webb, Annie Besant, George Douglas Howard Cole, Ramsay Macdonald, Bertrand Russell, H. G. Wells, Thomas Davidson ve Henry George güçlerini ve pozisyonlarını “firmaya” borçludurlar.

Pratt Ailesi’nin, İngiliz Doğu Hindistan Şirketi’nin Hindistan ticaretiyle bağlantısı çok kuvvetlidir ve bu aile Rockefeller Standard Oil İmparatorluğu’nda da büyük sermayedarlardandır. 1895 yılında Beatrice ve Sidney Webb, pek çok İngiliz ve Amerikan siyasetçisi, işadamı ve bürokratının yetiştiği London School of Economics’i kurmuşlardır. Bu okulun ünlü mezunları içinde ulusal cumhuriyetçiler kulübü başkanı, Rockefeller Standard Oil Co. Ceo’su, ünlü Pasifik İlişkiler Enstitüsü’nün finansal destekleyicisi David Rockefeller vardır. İngiliz Doğu Hindistan şirketi ve 300’ler Komitesi’ne bağlı olan pasifik ilişkileri enstitüsü, 7 aralık 1941 tarihinde Japonlarca gerçekleştirilen Pearl Harbor saldırısını finanse etmişlerdir. David Rockefeller ayrıca amerikan başkanlarından George Herbert Walker Bush ve John F. Kennedy’nin akıl hocasıdır.

Beatrice Webb, ünlü demiryolcu ve mistik çalışmalarıyla tanınan Richard Potter’ın üç kızından biridir. Kardeşi Theresa, Ramsay Mcdonald tarafından kurulan İşçi Partisi hükümetinde kabine üyesi Sir Charles Alfred Cripps ile evlidir. Diğer kız kardeş Georgina, İngiliz Doğu Hindistan şirketi bağlantılı alman Banker Daniel Meinertzhagen ile evlidir.

Richard Potter’ın para kazanmaya ihtiyacı yoktur ve zamanını mistik okült çalışmalara adamıştır. Richard, bir anda ortaya çıkarak dünya çocuk romanları kategorisinde çok satanlar listelerini altüst eden Harry Potter serisindeki ana kahramandır. Şimdi Richard Potter masallarının, Tavistock Enstitüsü’nce tekrardan yazılıp bastırılmak üzere tanınmamış bir yazara verildiği bilinmektedir. 1991 yılında sıraladığım yukarıdaki hedeflerin pek çoğuna ulaşılmıştır veya ulaşılmak üzeredir. Bunlar içinde özel önemi olan 300’ler Eomitesi ekonomik politikaları, İngiliz Doğu Hindistan şirketi yöneticilerinden Thomas Robert Malthus’un öğretilerine* ve teorilerine dayanır.”

Dr. John Coleman – 300’ler Komitesi
Ekşisözlük, pseudologia fantastica

Alakalı Yazı

0 Yorumlar

Bir Cevap Yazın