“Şimdi andıkları Abdülhamit’i iyi tanıyın!” 

[dropcap]S[/dropcap]özde köşe yazarı sıfatıyla Abdülhamit Han’ı aşağılayıcı ve küçük düşürücü ifadelerle dolu bir yazı kaleme alan Emin Çölaşan, yazısına böyle bir başlıkla çıkınca insan tarihi bilgi ve belgelerle dolu bir yazı bekliyor haliyle. Ancak yazıda görünen o ki tarihi çarpıtma ve tarihi yalanlarla dolu bir çöp yığınından farkı yok. Öyle ki yazısının başlarında iftiraları inandırıcı olsun diye hakkında çok fazla kitap ve belge okuduğunu söylemeyi de atlamamış sayın Çölaşan. Yine yazısının başında sevmemesine rağmen Allah rahmet eylesin demek gibi bir görevi de olduğunu belirtiyor. “Kanla alınan topraklar ancak kanla verilir.” diyerek vatanına olan bağlılığını 33 yıllık idaresi boyunca asla kaybetmemiş büyük bir Osmanlı Padişahı eminim ki senin duana ihtiyaç duyacak kadar sahipsiz değildir.

Sözde  yazar, yazısının devamında Abdülhamit Han’ın korkak biri olduğu için saraydan dışarıya çıkmadığından, yalnızca cuma namazları için sarayından çıktığından bahsetmiş. Abdülhamit Han’a düzenlenen suikast girişiminden de bahseden Çölaşan, Sultan Abdülhamit’in kendisine suikast düzenleyen Edward Jorris isimli Belçika vatandaşını affetmesini de kapitülasyonlara bağlamış ve Avrupalı devletlerden korktuğu için böyle bir davranış sergilediğini iddia etmiştir. Çölaşan’ın yazısından anlaşılacağı üzere Sultan Abdülhamit Han paranoyak, korku dolu bir hayat süren kişiliğe sahipti. Ya da öyle yazmak işine geliyordu. Bu derece korku duyan biri emrinde bulunan binlerce kişiye rağmen her cuma halkın arasına karışarak yanında koruma ordusu olmadan dolaşabiliyor ve halkın arasına karışabiliyor. Ayrıca yazıda bahsedilen kadar korku dolu biri kendisini öldürmeye çalışan birini elinde bunca delil varken yargılamak ve hatta öldürmek gibi alternatifi olmasına rağmen sırf kapitülasyonlar ve Avrupa korkusu nedeniyle affedebiliyor. Gerçekten çok garip ve iftiralarla dolu bir yazı ancak böyle kaleme alınabilirmiş.

Yine yazının ilerleyen bölümlerinde, jurnalciler, hafiyeler ve muhbirler gibi dünya üzerinde ajanlık faaliyetleri olarak neredeyse tüm dünya ülkelerinin kullandığı bir silahı korkudan diyerek basitleştirme cür’eti gösteren Çölaşan, yaşanan toprak kayıplarından da Sultan Abdülhamit Han’ı sorumlu tutan bir bölüme yer vermiş. Ancak yazının hiç bir bölümünde Osmanlı’nın en zor dönemlerinde 33 yıl idarede bulunmuş bir padişahın içeride arkasından oynanan oyunlara karşı ne derece mücadele verdiği konusuna hiç değinilmemiş.

Kısacası Sultan Abdülhamit Han’a karşı kin ve düşmanlık besleyen bir iftira metni hazırlayan Çölaşan’ın bu satırlarındaki nefretin sebebini ise yine kendisi şu şekilde anlatıyor:

“Benim tarikat ehli dedem, babamın babası tabip baytar (askeri veteriner hekim) Emin Bey de Fizan’a sürgün edilmiş, sürgün kafilesiyle birlikte Büyük Sahra’yı develerle ve yürüyerek (45 günde) aşmak zorunda kalmıştı. (Soyadımız oradan geliyor.) Çölde susuzluktan kırılmış, develerin idrarını içmek zorunda kalmışlardı.”

Alakalı Yazı

0 Yorumlar

Bir Cevap Yazın