Modern ilimler insanı parçalara ayırarak incelemiş ve insanın madde ve mânâ bütünlüğünü ihmâl etmiştir. Hâlbuki huzur insanın bölünüp parçalanmasında değil, bütünleşip toparlanmasındadır. İnsanda maddî ve fizîkî sayılan pek çok hastalığın sebebi de rûhîdir. Ruhdaki bunalım ve sıkıntı bedene âraz olarak yansır.

Modern insanın en önde gelen problemleri korku, kaygı ve strestir. Sanılanın aksine bunların sebebi fakirlik ve yoksulluk değildir. İnsanların refah düzeyi arttıkça kaygıları artmaktadır. İnsanın kaygılarını yok etmek için pozitif düşünmeye ihtiyaç vardır. Olayların, hatta başa gelen musibetlerin iyi yanına bakmak, onların insana verdiği acıyı azaltır. Psikologlar, insanlara zarar veren şey, olaylardan çok insanın o olayı algılamasıdır, derler. Kötümser bakış açısı olayları olduğundan da kötü yapabilir. Bu sebeple Norman Vincent Peale: “Hiçbir zaman korkularınıza danışmayın” diyerek insanları bu durumdan sakındırır.

Kaygılar, korkular ve stresler üstesinden gelinebilirse insan için avantaja dönüşebilir. İnsan korkunun kodlarını kırabilir ve onu aşmayı başarabilirse hayatta başarılı olur. Bunun da en önemli yollarında biri insanın mânevi gelişimini tamamlamış olmasıdır. İnsan hayal gücünü hep müsbet şekilde işletmeli ve olayları hayra ve iyiliğe yormalıdır.

Müspet ve menfi telkinlerin insan üzerinde psiko-somatik etkileri vardır. Bugün modern hekimlik, insan rûhunun olumsuz etkilerinin vücudu hasta yaptığını kabul etmektedir. Nitekim yapılan araştırmalara göre halsizlik, tansiyon ve buna benzer pek çok hastalığın sebebi iç huzursuzluğudur.

Bu noktada NLP ile insanları programlamadan önce batının NLP olarak ortaya koyduğu müsbet telkin metodlarını pek tabi kendi kültürel kodlarımızda ötelerden gelen bilgi birikimimizle yeniden yapılandırmalıyız. İnsan neyi düşünürse, iyi olsun kötü olsun, güçlü bir mıknatıs gibi düşündüğü şeyi kendine çeker. Hasta olduğunu düşünen hastalığı, başarısız olduğunu düşünen başarısızlığı, parasız olduğunu düşünen fakirliği kendine doğru çeker.

Aynı konu üzerinde ne kadar fazla düşünürseniz o kadar fazlasını kendinize çekersiniz. Bu durumun farkına varan insan istemediklerini değil de arzu ettiklerini düşünmeye başlar. Eğer insani hisler, güdüler ve algılar NLP ile kurgulanıp insan yeniden inşa edilecek bir duruma motive edilecekse;
insani erdemleri öteleyerek salt dünyadan elde edilecek kazanımlara odaklandırılacaksa insanlar bu güdülenmelerle maddeyi önceleyerek sonu gelmeyen bir maddenin esaret döngüsünde tatmini arayacaklardır.

NLP’nin belki en temel unsuru öncelikleri doğru belirlemek ve madde ve mânâ bütünlüğü ile bütün dinamikleri yüce bir gaye uğruna şekillendirmektir.
nihai olmayan, ibtidai hedefler ilahi gayeden kopuk gerçekleştiğinde her NLP programı ile kendini programlayanların en büyük sorunu sahte bir başarı ve kendi aleminde maddeyle meşgul olup, manaya yalnızlaşmak ve yoksunlaşmaktır.

Alakalı Yazı

0 Yorumlar

Bir Cevap Yazın