Saudade Grubu Röportajı

1. Nasıl tanıştınız?

– Üniversite için Bursa’ya gelmemiz en büyük şans.

Tabi gelir gelmez bir rock grubuna dahil olup müzik yapma isteğimiz de bunda epey etkili oldu.

Daha sonra aynı rock grubunda çalmaya başladık. Orada tanıştık.

2. Grupta işler nasıl ilerliyor?

– Saudade iki kişiden oluşan bir grup. Grupta şarkıları Mustafa yazıyor ve aranje ediyor.

Vokalleri ve armonik eklemeleri de çoğunlukla Gökhan üstleniyor; ama bir beste dinleyicilere sunulma aşamasına geldiğinde ikimizin de içine sinmesine dikkat ediyoruz. Gerçi içimize sinmeme gibi bir sorunu şu ana kadar hiç yaşamadık ama biz yine de dikkat ediyoruz.

Bazı şarkıları Mustafa söylüyor. Buna şarkının ruhuna göre karar veriyoruz. Çünkü ikimizin sesi aslında çok benzetilse de biz aramızdaki o ince farkı iyi biliyoruz ve ona göre bu şarkı senin sesine göre kararını veriyoruz. Daha çok romantik balad şarkılar Mustafa’nın sesine; daha hitap isteyen, sesleniş isteyen sitemkar şarkılar da Gökhan’ın sesine yakışıyor. Yani kimin neyi söyleyeceğine biz değil şarkılar karar veriyor diyebiliriz.

3. Grup kurmaya nasıl karar verdiniz?

– Aynı grupta çalmak bize müzikal anlamda çok şey kazandırdı. Birbirimizin müzik zekasını tanıdık her şeyden önce.

Daha önceden de şarkılar yazıyorduk ve bunu çevremizdeki insanlara dinletiyorduk. Çevremizden yaptığımız bestelere gerçekten iyi tepkiler geliyordu.

Daha da önemlisi birbirimizin müzikal anlayışı da epey uyuşuyordu. Yani bir beste çalışmasından ikimizin de içine sinen bir işler ortaya çıkıyordu.

Bu durum bir grup kurup müzik yapmamızı da beraberinde getirdi. Aslında grubun iki kişi kalması da planlanmış bir şey değil.

Bursa’da pekçok müzisyen arkadaşlarımızla da müzik yaptık ama nasıl olduysa bu çekirdek kadroya dahil olan olmadı ya da olamadı.

Çünkü bir grupta müzik yapabilmek için her şeyden önce çok iyi iki arkadaş olmak gerekiyor bizce. Yani biz müzik yapmak için bir araya gelen iki kişi değiliz.

Biz zaten çok iyi anlaşan iki arkadaşız. Bunun yanında müzik yapıyoruz. Bu ayırım bizce çok önemli. Bir gün beraber müzik yapmayı bıraksak bile bunun bizim dostluğumuza bir etki edeceğini düşünmüyoruz. Çünkü biz proje grubu değil arkadaş grubuyuz.

4. Saudade ismi ne anlama geliyor ve nasıl koydunuz ?

– Saudade kelime anlamı olarak ‘Derin Özlem’ anlamına geliyor.

Portekizce bir kelime. Ayrıca yaygın olarak ‘Bir zamanlar kaybettiğin birinin bir daha senin

olamayacağını anladığın an yaşanan o his’ gibi bir anlamı da var.

Bu ismi neden tercih ettik sorusuna gelince imkansız aşkları konu alan filmleri, şarkıları her zaman etkileyici buluyorduk.

Dolayısıyla bu konuları işleyen şarkılar yazmak da kaçınılmaz oldu.

Aklımızda da bir yerden kalmış bu isim. Daha sonra konuştuk ve müziğimize en uygun ismin

bu olduğuna karar verdik.  Açıkçası ismimizi çok seviyoruz.

 5. Yaptığınız müziği nasıl tanımlıyorsunuz?

– Aslında bakarsanız Saudade, Saudade tarzında müzik yapan bir grup.

Çünkü tarzımıza soft-rock denilse de yaptığımız çoğu şarkı bilindik bir rock şarkı trafiğine sahip değil.

İndie, melankoli gibi türlerden beslenen ama belirgin şekilde de 70ler, 80’ler Türk Pop Müzik havası barından bir tarz.

Hem eski hem yeni bir şeyler var galiba tınılarımızda. Tabi bu yorumu biz yapmıyoruz. Şu ana kadar aldığımız binlerce yorum ışığında böyle bir kanıya varıyoruz. Yani bize söylenenler bu yönde. Doğrusu yaptığımız müziğin böyle bir havası olduğunun biz de çok farkında değildik. Dinleyicilerimiz bize bu yolda çok şey öğretti. Her bir yorum bizim için bir hazine niteliğinde.

– Nakaratsız şarkılar konusuna gelecek olursak yerli piyasada olmazsa olmaz denilen nakaratlar bizim pekçok şarkımızda yok.

Doğrusu nakaratsız şarkılarla dinleyici kazanan bildiğimiz kadarıyla başka bir grup da yok. Çevremizden bunu müzikal bir reform olarak değerlendirenler de olmadı değil. Sizin şarkılarınızda neden nakarat yok diyerek de bize bazen sitem eden dinleyicilerimiz de oluyor ama biz gerçekten içimizden geldiği gibi müzik yapıyoruz. Eğer müzik nakarat istiyorsa zaten kendiliğinden ona içinde yer açıyor. İstemiyorsa da bunu size hissettiriyor. Çok fazla hesaplı kitaplı bir iş yapmak zaten bizim yapacağımız bir şey değil. Çünkü öyle olunca müziğin o samimiyetini kaybedeceğini düşünüyoruz.

Ayrıca şarkı sözlerimizin de beğenildiğini görüyoruz. Bu durum bizi ayrıca mutlu ediyor. Çünkü görüyoruz ki dinleyiciler tiraj kaygısı gütmeden yazılmış şarkı sözlerini istiyorlar. Bizim açımızdan da şarkı sözleri çok önem arz ediyor. Bu nedenle içimize sinmeyen bir kelimeyi bile dinleyicilere şarkı sözü diyerek paylaşmadık ve paylaşmayacağız da…

6. Neden müzik?

– Kendimizi en özgür hissettiğimiz yer orası çünkü. Biz müziği bir oyun hamuruna benzetiyoruz. Ne renk olmasına nasıl bir şekle sahip olmasına siz karar veriyorsunuz. İstediğiniz konuda şarkı yazabiliyorsunuz. Bu bir insanın kendini en özgür hissetiği noktalardan biri bizce. Örneğin geçtiğimiz aylarda bir haber okuduk.  Anne ve babasını daha önceden kaybetmiş 16 yaşındaki bir kızın talihsiz bir kazada hayatını kaybettiğini anlatıyordu bu haber.

Biz bu habere o kadar çok üzüldük ki bu ve bunun gibi hikayeleri konu olan bir şarkı yazmak istedik. ‘Soğumuş Tenin’ diye bir şarkı yazdık ve bu şarkıyı dinleyicilerimizle paylaştık. Acılar gerçekten de paylaştıkça azalıyormuş. Dinleyicilerimiz bu duruma en az bizim kadar üzüldüler. İşte bu durumun yani acıyı bile paylaşmanın ne kadar eşsiz bir his olduğu o gün bir kez anladık. Öte yandan belki de hayatımız boyunca karşılaşmayacağımız insanlarla gönül bağımız oldu. İşte tüm bunları müziğe borçluyuz. O yüzden müzik.

7. Sizi benzer yaştaki, benzer işi yapan, benzer konumdaki kişilerden farklı kılan ne var ?

– Bu soruyu bizim cevapmamız aslında zor. Bu sorunun asıl muhatabı dinleyicilerimizdir ama bize yazılanlardan yola çıkarak tahminlerde bulunalım.

Sanıyoruz ki bu konuda ilk  göze çarpan şarkı sözlerimiz. Dinleyicilerimiz şarkı sözlerimizi beğeniyor ve müziğimizle de uyumlu görüyor. Aslında yapılan müzikle şarkı sözlerinin kendi içinde tema olarak uyması gerekiyor ama yapılan çoğu popüler şarkılarda bunu açıkçası göremiyoruz. Müzikler çok hareketli ama sözler baya hüzünlü ya da sitemkar. Bizce bu durum kendi içinde tutarsız. Eğer elinizde hüzünlü bir müzik varsa sözlerin de buna uygun olması gerekir.

Yoksa bu durum cenaze evinde kahkahalarla gülmeye benzer. Yersiz olur yani ama insanlar bir şekilde beğeniyor dinliyor. Bizim herkese saygımız var tabiki ama eleştirilmesi gereken yerleri de eleştirmek gerekir. Yaptığımız müziğin de atmosfer olarak bir etkisi var sanıyoruz. Hem sözler hem müzik uyumlu olursa bu dinleyiciye aynen yansıyor. Gerçi dinleyicilerimizin bizi en çok eleştirdikleri konu şarkıların piyasa koşullarına göre kısa olması. En beğenilen şarkılarımız iki buçuk dakika civarında. Şarkıların piyasaya göre kısa olduğunun elbette biz de farkındayız ama müzik size derdini anlatmışsa bunu uzatmak için uzatmanın bir anlamı yok bizce. Eğer biz bir şarkıyı sırf uzatmak için uzattırsa hem dinleyicilerimizi sıkarız hem de onları zamanlarını çalarız. Buna kimsenin hakkı yok. Çünkü hayatımızda en önemli şey zamandır.

8. Şarkılarınız yaşanmışlık hissi veriyor. Böyle bir şey gerçekten var mı?

– Öncelikle dinleyicilerimize böyle bir his yansıtıyorsak bu bizim için çok mutluluk verici bir şey. Çünkü şarkılar da yaşanmışlıklar olmazsa o şarkı neyi işliyorsa onun bir samimiyeti olmaz bizce. Elbette yaşadığımız şeylerin etkisi oluyor müziğimize. Bu böyle olmalı zaten. Siz insanlara bir şeyler sunuyorsanız bunu samimiyetle yapmalısınız. İşin doğası bu. Bize sosyal medyada sıkça soruyorlar X şarkısının hikayesi ne gibisinden ama bazı şeyler özel olunca bu sorulara beklenen cevapları veremiyoruz. Dinleyicilerimiz de anlayışla karşılıyor bu durumu ama var mı derseniz evet var.

9. Müzik dışında ne gibi uğraşlarınız var peki?

– Gökhan tam bir bisiklet tutkunu. Pekçok turlara katılıyor. Kilometrelerce yol katediyor. Bunun dışında spor zaten olmazsa olmaz. Fırsat buldukça hatta bazen fırsat yaratarak spor yapıyoruz. Mustafa da daha çok doğa yürüyüşü, kamp gibi sakin sporları tercih ediyor. Spor konusunda birbirimizle hiç anlaşamıyoruz. Çünkü Gökhan bahsettiğimiz gibi daha hareketli sporlar tercih ediyor ama Mustafa buna karşın daha sakin sporlarla ilgilenmeyi seviyor.

 10. Peki son olarak müzik yapmak isteyen arkadaşlara tavsiyeleriniz nelerdir?

– Klişe olacak ama bu işte vazgeçmemek çok önemli. Müziği öğrenmek, bol bol müzik dinlemek, etkinliklere katılmak, tecrübe kazanmak, bir enstürman çalmayı öğrenmek bütün bunlar vazgeçmemenin içinde ama bundan da önemlisi ne tür bir müzik yapmak istediğinin farkında olmak. Çünkü genelde daha genç yaşlarda yapılmak istenen müzikler daha hareketli daha sert müzikler oluyor. Tabi bu his zamanla değişiyor. Bizim lise zamanında yapmak istediğimiz müzikle şu an yaptığımız müzik çok farklı. Bu durum gayet normal ama. Çünkü müzik insan endekslidir. İnsan değişir, müzik de değişir.

Arkadaşlara tavsiyem harekete geçmeden önce müziklerinin olgunlaşmasını beklesinler. Ne zaman ki yapmak istedikleri müziğe emin olurlar işte o zaman hareket vakti gelmiş demektir. Eğer vaktinden önce harekete geçerlerse zaman içinde yaptıkları müziğin kendilerini mutsuz edebileceğini bilmelerinde fayda var. Çünkü müzik hissiyata dayanır. Siz mutsuzsanız iyi müzik yapamazsınız. İyi müzik yapamazsanız da bu sizi mutlu eder. Görüldüğü üzere bu durum aslında bir kısır döngüdür. İşte bu yüzden doğru zaman çok önemli.

Gökhan Şahin TARAKÇI

Mehmet Mustafa AKTAR

SAUDADE

Alakalı Yazı

0 Yorumlar

Bir Cevap Yazın