Savaş ve Barış, dünya edebiyat tarihinin gelmiş geçmiş en iyi eserlerinden biridir. Neredeyse bütün edebiyat otoriteleri için Savaş ve Barış kitabının özel bir yeri vardır. Her ne kadar insanlığın edebiyata olan bakış açısı ve edebiyattan olan beklentileri dönemlere göre değişiyor olsa da, dönemin getirdiklerinin üstünde yer alabilen ve her döneme hitap eden klasik eserler mevcuttur. Bu klasik eserlerden bir tanesi da tartışmasız Savaş ve Barış’tır.

Öncelikle okurlara Savaş ve Barış eserinin 4 ciltlik versiyonunu tavsiye ediyorum. Bir ciltlik versiyonunu okumuş olsanız bile emin olun ki tekrardan tam versiyonu okumaya başladığınızda sizi bambaşka bir dünya bekliyor olacak. Bir insanın nasıl bir edebiyat zevkine sahip olursa olsun Savaş ve Barış eserinden zevk almasının tek koşulu biraz okuma azmine sahip olmasıdır. Zira, Rus edebiyatının kendine has yapısı gereği yer yer sabırlı olunması hikayenin sonuna varılabilmesi ve kitaba kendini kaptırmak için şarttır.

Savaş ve Barış bir cümlelik özetlere indirgenebilecek bir kitap değil. O yüzden bu noktada “kitap ne anlatıyor?” sorusuna doğrudan verilebilecek yeterli bir cevap olmadığı görüşündeyim. Ancak yine de şu genel ifadeye yer verebilirim; kitap özet olarak zamanın getirdiklerine göre insanların yaşadığı içsel ve davranışsal değişiklikleri ele alıyor. Bu yanıtın okuru tatmin etmeyeceğini bilmeme rağmen, slogan cümle arayışınız varsa bu ifadeyi kullanabilirsiniz.

Okura Bir Tavsiye

Yakın zamanda Savaş ve Barış’ın ilk cildini okurken, kütüphanemde hasbelkader duran yine Tolstoy’un kitabı olan “İtiraflarım” çok yakın bir dostumun ilgisini çekti ve onu okumaya bayladı. O sırada da benim ilk cildi okuduğumu biliyordu. İtiraflarım’ı okuyan dostum bana ısrarla Savaş ve Barış’ı bitirmeden önce İtiraflarım kitabını okumamı tavsiye etti. Ben ise açıkçası bu tavsiyesine uyma niyetinde değildim. Hızlıca ikinci cilde geçtim ve onu da bitirdim. Tam o sırada 3. cilde geçmeden önce İtiraflarım’ın günümüz dilinin Osmanlı Türkçesi baskısını buldum. Bu çekime dayanamayarak bu baskıyı edindim. Bir itirafta bulunmam gerekirse gerçekten Savaş ve Barış okurken bir araya İtiraflarım konumlanmalı. Sizlere naçizane tavsiyem ilk iki cildi bitirdikten sonra arada İtiraflarım kitabını okuyun. Eğer bu tavsiyelere uymak niyetindeyseniz lütfen yazının devamını okumayın 🙂

Savaş ve Barış: Piyer Kim?

İnternette yaptığım araştırma kadarıyla bu soru hep sorulmuş: Savaş ve Barış: Piyer Kim? Bu soruya İtiraflarım kitabını okuyan çoğu kişi ise aynı cevabı vermiş: Savaş ve Barış eserindeki Piyer (Pierre) ortak kanaat gösteriyor ki Tolstoy‘un kendisidir. Pierre’in hayata bakış açısı, yaşadığı sıkıntılar Tolstoy’un İtiraflarım eserinde yer verdiği sıkıntı ve görüşlerle çok benzerlik taşımaktadır. Avrupa seyahatları ve dönüşlerinde yaşanan değişimler Pierre ile Tolstoy’un neredeyse birebir aynıdır. Hatta şunu vurgulamak gerekir ki Tolstoy’un İtiraflarım’da söylediği bazı sözler Pierre’in ağzından da söyletilmiştir.

 

 

Alakalı Yazı

0 Yorumlar

Bir Cevap Yazın