Bu yazımda evveliyatı yakın döneme dayanan ve genelde fonlama mantalitesi üzerine kurulu olan bir girişim olan sosyal girişim mefhumunu sizler için inceleyeceğim. Sosyal girişim nedir sorunun altında pek çok alt soruya daha cevap vermeye çalışacağım. İçeriği 10 Soruda Sosyal Girişim Nedir? formatıyla cevapları bu alanda faaliyet gösteren profesyonellerin tecrübelerinden derleyerek röportaj tadında hazırladım. İyi okumalar.

Sosyal Girişim Nedir?

Sosyal girişimi girişimden ayırmak çok anlamlı bir durum değil aslında. Bütün dinamikleri itibariyle bir sosyal girişim; girişim kavramıyla bire bir aynıdır. Zaten yatırımcılar da olaya bu şekilde bakar. Bir sosyal girişim kendi ayakları üzerinde durabilmeli, fonunu optimum seviyede kullanabilmeli ve sürdürülebilir ekonomik yapıya sahip olmalıdır. Tüm bunları yaparken de terim olarak “sosyal” olarak özetlediğimiz yani toplumun menfaatlerini önemseyen bir artı değer ortaya koyabilmelidir. İlerleyen başlıklarda bu konuyu açacağız.

Sosyal Girişim Neden Var?

Ekonomi dünyasında reel sektörde belirli avantajlar oluşturulabiliyor. Gittikçe merkezileşen kapitalin, tüketimi teşvik etmek için makul bir şekilde karşılıklı veya karşılıksız olarak (hibe veya kredi ilişkisi) girişimcilerle buluşması gerekli. Sosyal girişimler bu ekonomik döngünün oluşturulması için ideal alt birimler olarak ifade edilebilir. Çünkü yapıları itibariyle kamu oyuna karşı daha çok sorumlular ve amaçlarına ulaşmak için fonlara ihtiyaçları var. Amaç aslında bir taşta 3 kuş vurmak:

  1. Toplumsal bir meseleyi girişimciye çözdürmek
  2. Halihazırda döngüye girmesi gereken parayı rekabetçi bir ortamda piyasaya sürmek
  3. Sektörde tutunabilen sosyal girişimler sayesinde istihdam oluşturmak ve kredi verilebilir dereceye ulaşmış yeni müşteriler eklemek

Sosyal Girişimin Ekonomideki Yeri Nedir?

Aslında bu soruya bir önceki soruda hemen hemen cevap verdik. Burada biraz daha detay verebiliriz yine de. Ekonomi ne istiyor, ne istemiyor sorularını soralım. Ekonomiyi Amerikan filmlerinde güvensiz bir muhitte gezen zengin bir adama benzetebiliriz. Bu adam ne olursa olsun sorun istemez ve sorun çıkmaması için de para harcamaya hazırdır. Devletlerin, yatırımcıların ve fonların aslında girişimden beklediği budur; sorun çözmesi. Bu sorunların çözülmesi için de ekonomi girişimci ister. Sorun dediğimiz olgu ise sanal sorun ile gerçek sorun uçlarından oluşan bir iki uçlu doğrudur. Bu doğruda sosyal girişim gerçek soruna daha yakın tarafta yer alır. Çevre kirliliği gerçek bir sorunken daha fazla konuşma dakikası temelde sanal bir sorundur. Sosyal girişim ekonomik yasaların istemediği bir şeyi istediği tarzda çözer.

Sosyal Girişimi ve Girişimi Ayıran Temel Özellik Nedir?

Bu güzel bir soru. Çünkü çok büyük şirketlerin zaten hayır kurumları mevcut. Onlara inanalım ya da inanmayalım görünürde bazı sorunları vakıfları aracılığıyla çözmeye çalışıyorlar. Örneğin Bill Gates ve vakfı. Bu durum Bill Gates’i sosyal girişimci yapar mı? Ya da iddiasına göre Elon Musk denilen kişi insanları daha ucuz internetle hatta bedava internetle tanıştırmak istiyor. İnternetin temel ihtiyaç sayıldığı günümüzde Musk “sosyal” bir insan mı? İki soruya da cevap net bir şekilde hayır. Zira Microsoft ürünleri hala lisanslı ve şirketin kar amacı hiç azalmıyor. Geriye ise zengin bir kişinin kendince çıkarımlarına dayanan çözüm metodları kalıyor ki işin vakıf ayağı da şirket gibi çalışıyor. Sosyal girişim bir ruhtur ve girişimde yer alan herkesin kar amacını 2. plana atmış olması gerekir. Amaç daha fazla kar değil daha fazla çözüm ve katma değer olmalıdır.

Doğru İş Modeli Nedir?

Doğru iş modeli nedir? Bu soruya kimse net bir cevap veremez. Hedeflenen çözüm ve mümkün olan çözüm yollarına göre cevap değişir. Ancak bütün işlerin kilit noktası “ölçeklenebilir” olmaktır. Ölçeklenebilir olmak ne demektir? Bunu bir soruya verilmiş biri doğru biri yanlış olmak üzere iki farklı cevabı kullanarak senaryolaştıralım.

Soru: Önümüzdeki iki yılda şirketiniziden ciro beklentiniz nedir?

Yanlış cevap: Şirketimizin cirosunun iki katına çıkacağını öngörüyoruz.

Doğru cevap: E-kitap satışı iki yıl önceye kadar %20 artış göstermiş. Arkadaşlarımızla yaptığımız projeksiyon ve kullanıcı deneyimi araştırmalarımız (raporlar gösterilebilir olmalıdır) önümüzdeki iki yılda artışın %20 bandını koruyacağını gösteriyor. Buna paralel olarak ilk yıl %20, ikinci yılda ise karlılık oranının bir kısmı ile reklam bütçesini destekleyerek bu oranı %25 oranında artırabileceğimizi hesapladık.

İş dünyası şu iki şeyden genel itibariyle hiç hoşlanmaz:

  1. Hayali konuşmalar
  2. Temeli olmayan varsayımlar

Sorun Üretmeyin Sorun Çözün

Bu başlık çok önemli bir kavram. İnsanlar günlük hayatta oldukça fazla sorunla, stresle zaten karşı karşıya. Onlara bakın burada çok büyük bir sorun var, bağış yapın ki bu çözülsün denmesinden bıktı. Bunu artık büyük dernekler dışında kimse yapamıyor zaten. Büyük derneklerin de büyük networkleri ve büyük bütçeleri var. Olaylar nasıl gerçekleşiyor bir bakalım. Büyük bir dernek ciddi bir rakama ihtiyaç duyuyor diyelim. Bunun için zaten kendi ağlarından itici gücü sağlayacak gücü toplayabiliyorlar. Bu rakamı ikiye bölüp bir kısmını yeni projesinin başlangıç fonu olarak ayarlarken bir kısmı medya reklamları için kullanıyor. Operasyon bu maddi güç dalgası sayesinde büyük oranda başarıyla sonuçlanıyor. Bunun dışında büyük dernekler CV’lerde güzel gözüktüğü için gönüllü veya ücretli insan çalıştırmak konusunda sorun yaşamıyor. Burada bir hipokrasi var. Yeni dünyada biz bir soruna işaret edelim insanlar bağış yapsın düşüncesi hemen unutulmalı. Sorunu çözecek bir yöntem bulup, bu yöntemden kendinizi geçindirecek kadar kar etmelisiniz. Kar etmek, iyilik üretmeye engel değil. Askıda ekmek, Anadolu irfanı bunun en büyük örneğidir. Çekiliş, kura şaklabanlığından bahsetmiyorum. Fırın zaten kendi ayakları üzerinde durur. Birilerinin de başkalarına yardımcı olmasını sağlar.

Ekip Eksikliği

Girişimcilik yolunda elbette bir süre belki ciddi bir süre ekip eksikliği çekilir. Bu yüzden yola çıkmadan önce iş ve arkadaş çevrenizi iyi analiz edin. Bütün başarılar “iyi bir ekip” çalışmasına bağlıdır. İyi bir çevre size her işi bedavaya getirmez. Ancak “güvenilir” ve “uygun” ücretlerle sorunları çözebilirsiniz.

Fonlanma Konusu

Kosgeb, Tübitak, melek yatırımcılar, yarışmalar fon kaynağını oluşturur. Ancak bunların hepsine ders çalışır gibi çalışmayı ve epey vakit ayırmak gerekiyor. Konuştuğumuz kişileri 5 dakikada ikna etmemiz gerekecek. Bunun için de sık sık konudan anlamayan kişilere sunum yapmaya çalışın (fikrin çalınmamasına dikkat ederek). Duygusal bir toplum olduğumuz için dostlarınız size hayır demekten çekinebilir.

Yeni Dönemde Girişim

Covid-19 salgınıyla birlikte artık iş dünyasında pek çok şey değişecek. Korona salgını bir referans noktası olacak ne yazık ki. Şimdiden yatırımcı heyetlerinin sorabileceği soruları hayal etmek mümkün. Mesela “muhtemel bir salgın hastalıkta iş modeliniz nasıl ayakta kalacak” gibi. Şimdiden uyarmakta fayda var. Yeni dönemde beyaz yaka başta olmak üzere çalışanların iş verenlere güvenleri oldukça azaldı. İlk ekonomik toparlanma ivmesi ile birlikte pek çok kişi soluğu girişimcilik yolunda alacak. Pasta çok büyümezken pay almak isteyen kişinin artması demek fonlanmak eskiden daha zor olacak demek.

Kamu Vicdanı Yerine İşinize Güvenin

Eğer gerçekten iyi bir işiniz varsa vicdana ve yatırımcı vizyonuna ihtiyacınız çok kalmaz. Herkes ne yaptığınızı anlayabilmeli. İşe yarar olduğunu , sürdürülebilir olduğunu kabul edebilmeli. Bunu kabul ettirmekte sıkıntı duyuyorsanız mutlaka işinizi, sürecinizi kontrol etmelisiniz. Kesinlikle fikrinize aşık olmayın! Onu her zaman sorgulayın. Kendinize takvimler belirleyin ve bir yerden sonra vazgeçmeyi kabul edin. Eğer girişimcilik size uygunsa mutlaka daha iyi bir fikir gelecektir.

Alakalı Yazı

0 Yorumlar

Bir Cevap Yazın