Araştırılacak ve yazılacak çok şey var. Epey aciz birinin tüm bunlara yetmesi mümkün değil elbette. Çoğu zaman amaç bir aktarım silsilesini başlatmaktır ki bu da işin özünün bir kısmını oluşturur. Türk, Kült ve Din yazıma da böyle başlamış olalım.

Sayın Aytunç Altındal “Üç İsa” Kitabında Hristiyanlığı din yerine kült olarak tanımlarken şu ayrıma gider; Altındal’a göre din olgusunda inanç metodu ve şeriat nettir. Eğer aynı inanç içinde kişiden kişiye değişiklikler meydana geliyorsa veya belirli durumlarda şeritta farklılaşma oluyorsa o inanç külttür. Bu açıdan bakıldığında İslamiyet öncesi Türk inanışlarının bir kısmı kült bir kısmı ise dindir diyebiliriz.

Bu konudaki yazılarımın temelini oluşturan kıymetli eser ise Sayın Abdülkadir İnan’ın “Tarihte ve Bugün Şamanizm – Materyaller ve Araştırmalar” kitabı olacak. Bendeki kitap 1986 Yılında basılmış olan 3.baskısı. Meraklılarına bu güzel eseri edinmelerini tavsiye ederim.

Yazı boyunca eğer bir cümle * işareti ile bitiyorsa bilin ki o cümledeki bilgi Sayın İnan’ın eserinden alınmıştır.

Konuya ilginç bir bilgi vererek başlayalım. Tarihte bize Hunlar genelde barbar olarak tanıtılır. Atilla’dan da batıl inanç sahibi olarak bahsedilir. Belki bu bilgiler doğrudur bu konuda fikir beyan etmek için benim tarih bilgim yeterli değil. Ancak şu bilgi Hunların sanıldığı kadar barbar olmadığını düşündürtebilir:

HUNLAR BİR İŞE TEŞEBBÜS EDECEKLERİ ZAMAN YILDIZLARIN VE AYIN DURUMLARINA BAKARLARDI*

Buradan anlaşılıyor ki Hunlar en azından bir dönem bilimsel metodları etkili bir şekilde kullanmışlar.

Orta Asya Tarihinde Hun inançları şamanist yapısıyla bir döneme miras kalmış. Ancak bu yapı Göktürk zamanında değişiyor. Bu bilgiyi şöyle iki alıntıyla kuvvetlendirelim:

VI – VIII. YÜZYILLARDA BÜYÜK GÖKTÜRK İMPARATORLUĞUNUN BAŞINDA BULUNAN TÜRK SÜLALESİNİN GÖK-TANRI HAKKINDAKİ İNANÇ VE TELAKKİLERİ EPEYCE GELİŞMİŞ VE OLGUNLAŞMIŞ OLDUĞU BIRAKTIKLARI YAZITLARDAN ANLAŞILMAKTADIR*

HAKANLARI TAHTA ÇIKARAN, TÜRKLERE ZAFER KAZANDIRAN, FELAKETLERDEN KORUYAN TÜRK TANRISI GÖK-TANRIDIR. TÜRKLERİN BÜYÜK BAŞARILARINDAN BAHSEDERKEN HAKAN VE BEYLER DAİMA ‘TANRININ İNAYETİ İLE DEMEYİ İHMAL ETMEMİŞLER*

Ek olarak aşağıdaki bilgi de çok önemlidir:

X. YÜZYILIN İLK ÇEYREĞİNDE OĞUZLARI MÜŞAHEDE EDEN İBN FADLAN OĞUZLARIN ‘BİR TANRI’ DEDİKLERİNİ HABER VERMEKTEDİR. ONUN ANLATTIĞINA GÖRE OĞUZLARDAN BİRİ ZORLUK GÖRÜR YAHUT HOŞUNA GİTMEYEN BİR İŞLE KARŞILAŞIRSA BAŞINI GÖĞE KALDIRARAK ‘BİR TANRI’ DİYOR Kİ BİR, ALLAH DEMEKTİR*

Bu zamanlar biraz karışıktır ve bilgi azdır. Geçişler çoktur. Ancak Göktürk zamanında Türklerin hak dinle karşılaştıkları ve bir dönem hak dinle müşerref oldukları kuvvetle muhtemeldir. Doğrusunu Allah bilir.

Yine bir dönem Türklerin belli başlı yıldızlara da taptıkları anlaşılıyor:

YILDIZLARDAN ZÜHRE YILDIZI TAKDİS EDİLİR. ABAKANLI KAMLARIN İLAHİLERİNDEN ANLAŞILDIĞINA GÖRE SOLBON YILDIZI TANRI SAYILMAKTADIR*

Türkler, Kur’an’a, aşağıdaki ayetlere tabi olarak tekrar hak dinle müşerref olmuş ve özlerine dönmüşlerdir.

En’am Suresi:

  1. İbrahim, babası Âzer’e demişti ki: “Sen putları tanrı mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni ve kavmini açık bir sapıklık içinde görüyorum.”

  2. Böylece biz İbrahim’e göklerin ve yerin melekûtunu (muhteşem varlıklarını) gösteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun.

  3. Üzerine gece bastırınca, bir yıldız gördü: “Rabb’im budur.” dedi. Yıldız batınca da:” Ben batanları sevmem.” dedi.

  4. Ay’ı doğarken gördü: “Rabb’im budur.” dedi. O da batınca: “Yemin ederim ki, Rabbim bana doğru yolu göstermeseydi, elbette sapıklığa düşen topluluktan olurdum.” dedi.

  5. Güneş’i doğarken görünce: “Rabb’im budur, bu hepsinden büyük.” dedi. O da batınca dedi ki: “Ey kavmim! Ben sizin (Allah’a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.”

  6. “Ben yüzümü tamamen, gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve artık ben asla Allah’a ortak koşanlardan değilim.”

Necm Suresi, 49. ayet: Doğrusu, ‘Şi’ra (yıldızı)nın’ Rabbi O’dur.

Alakalı Yazı

0 Yorumlar

Bir Cevap Yazın