Uluslararası ilişkiler teorileri, küresel alanın kavramsal ve kuramsal analiz sahasını oluşturmaktadır. Uluslararası ilişkiler disiplininin profesyonel anlamda vücut bulmasının 1. Dünya Savaşı’ndan sonraki döneme denk gelmesi bu teorilerin ve kavramsal analizlerin dünya üzerindeki çatışmaların nedenlerini anlayabilme ve çözüm yolu arama hususunda önemli bir yer edinmesine yardımcı olmuştur. Bu bağlamda uluslararası ilişkiler teorileri, analistlerin ve uzmanların yol göstericisi olmuştur diyebiliriz.

Uluslararası ilişkiler teorileri sınıflandırılırken çoğu uzman 3 ana teori üzerinden çalışmalarını yürütmüştür ve bunların yanında anılan diğer teorilerin aslında bu 3 teoriden türediğini savunmuştur. Bu 3 teori;

>Realizm (Gerçekçilik)

>Liberalizm

>Marksizm‘dir

Bu 3 teori  dahil olmak üzere diğer uluslararası ilişkiler disiplinlerini de bu başlık altında incelemeye çalışacağız.


               1.) Realizm: Uluslararası ilişkilerin en yaygın ve geçerli teorisi realizm’dir. Bunun da temel sebebi gerçekçilik olgusunun dünya üzerinde yaşanılan olayları anlamada daha tutarlı ve sahici sonuçlara sahip olmasıdır. Somut çıkarların, ekonomik refahın, milliyetçilik ve aidiyet duygusunun her anlamda ve alanda realizm disiplini içerisinde yer edinmesi bu teoriyi bizlere daha yakın hale getirmiştir.

Realizm’in felsefik temelinin Thomes Hobbes ve  Niccolo Machiavelli’nin çalışmalarına dayandığını söyleyebiliriz. Bu bağlamda Hobbes’un “Leviathan” ve Machiavelli’nin “Prens” isimli eserleri de realizm felsefesinin en önemli kaynaklarından sayılmaktadır.

Realizm temelde 4 varsayıma dayanır. Bu varsayımlar şunlardır:

1- Uluslararası sistem anarşiktir.

Uluslararası sistem sürekli düşmanlık olgusunu içerisinde barındıran bir saha olmakla birlikte,devletlerin çıkarları ele alındığında da devletin üstünde yer alabilecek herhangi bir aktörün düşünülemeyeceği bir alan niteliğindedir. Devletlerin egemenlik anlayışının bir sonucu olarak da anarşi, realizmin doğal bir parçasıdır.

2- Uluslararası ilişkilerin en önemli aktörleri devletlerdir.

3- Devletler uluslararası sistemde rasyonel birimler olarak yer almaktadırlar.

Buna göre devletler kendi çıkarları doğrultusunda hareket etme eğilimindedirler. Rasyonel birimler olarak devletler mümkün olduğunca fazla kaynağa sahip olabilmek için çaba sarfederler.

4- Rasyonel birimler olarak tanımlanan devletlerin en büyük çıkarı var olmaktır.

Uluslararası arenada vârolmak devletlerin en büyük çıkarları arasında yer alır. Öyleki devletler bu çıkar uğruna silahlanmakta ve askeri alanlarda üstünlük sağlama yarışına girmektedirler.

Temsilcileri: Thucydides, Niccolò Machiavelli, Kardinal Richelieu, Thomas Hobbes, Carl von Clausewitz, Hans Morgenthau, Henry Kissinger


               2.)Liberalizm: Bireysel özgürlüğü temeline alan Liberalizm düşüncesi, siyasi iradenin kaynağında da bireysel özgürlüklerin olacağından bahsetmektedir. Bireylerin de devletler gibi rasyonel birimler olabileceklerini savunan bu görüşe göre, dünya üzerinde barışın çatışma ortamından uzak, bireysel özgürlüklerin yaygın olması ile sağlanabileceğini savunmaktadır.

Alakalı Yazı

0 Yorumlar

Bir Cevap Yazın